
Dursun Yıldız. Direktör
SPD Hidropolitik Akademi Merkezi, 29 Ekim 2026
İngiltere Savunma Bakanı Wes Streeting’in Ekim 2026’da yaptığı, ülkesinin önümüzdeki 1000 gün içinde olası bir savaşa hazır olması gerektiğine ilişkin açıklaması, Avrupa’nın güvenlik politikalarındaki dönüşümün önemli bir göstergesidir.
Streeting, 2030 yılına kadar potansiyel rakiplerin askeri kapasitelerinin İngiltere ve NATO ülkelerine saldırabilecek düzeye ulaşabileceğini belirterek savunma hazırlıklarının hızlandırılması gerektiğini ifade etmiştir.
Bu açıklamaların hemen öncesinde İngiltere hükümeti, vatandaşlarına evlerinde üç günlük içme suyu, gıda ve temel ihtiyaç malzemeleri bulundurmalarını tavsiye eden Be Ready (Hazır Ol) kampanyasını başlatmıştır.
Söz konusu gelişmeler, yakın gelecekte mutlaka savaş çıkacağı anlamına gelmemektedir. Ancak Avrupa’da güvenliğin artık yalnızca askeri kapasite ve sınır savunması üzerinden tanımlanmadığını göstermektedir.
Günümüzde ülkelerin güvenliği; enerji sistemlerinin, içme suyu altyapısının, gıda tedarik zincirlerinin, haberleşme ağlarının ve temel kamu hizmetlerinin olağanüstü koşullarda sürdürülebilmesine de bağlıdır.
Bu nedenle National Security (Ulusal Güvenlik) kavramı giderek National Resilience (Ulusal Dayanıklılık) yaklaşımıyla bütünleşmektedir.
Yeni güvenlik yaklaşımında su stratejik öneme sahip
Modern toplumların en önemli kırılganlıklarından biri, temel altyapı sistemlerinin birbirine yüksek düzeyde bağımlı olmasıdır.Örneğin, büyük bir kentte meydana gelebilecek uzun süreli elektrik kesintisi, içme suyu pompa istasyonlarını devre dışı bırakabilir. Su teminindeki aksama ise hastaneleri, gıda üretimini, sanayiyi, hijyen koşullarını ve kamu sağlığını doğrudan etkileyebilir.
Benzer şekilde, su arıtma tesislerine veya dağıtım sistemlerine yönelik bir siber saldırı, fiziksel bir altyapı tahribatı gerçekleşmeden de geniş nüfus kesimlerinin suya erişimini kesintiye uğratabilir.
Bu karşılıklı bağımlılık, Water–Energy–Food–Ecosystems Nexus (Su–Enerji–Gıda–Ekosistemler Bağı) yaklaşımının güvenlik politikaları açısından da değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
Su kaynaklarının korunması, enerji arzının sürekliliği ve gıda sistemlerinin dayanıklılığı birbirinden bağımsız güvenlik konuları değildir.
- yüzyılda su güvenliği, yalnızca yeterli miktarda su kaynağına sahip olmak değil, kriz koşullarında da güvenli su hizmetini sürdürebilme kapasitesine sahip olmaktır.
NATO’nun yeni dayanıklılık yaklaşımı
NATO’nun Eylül 2026’da yayımladığı Resilience Baseline Requirements (Dayanıklılık İçin Temel Gereklilikler) belgesi, bu dönüşümün kurumsal boyutunu ortaya koymaktadır.
Belgede yedi temel dayanıklılık alanı tanımlanmakta; bunlar arasında enerji arzının sürekliliği, gıda ve su kaynaklarının dayanıklılığı, sivil haberleşme, ulaşım ve sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi yer almaktadır.Özellikle Resilient Food and Water Resources (Dayanıklı Gıda ve Su Kaynakları) başlığı altında, su ve gıda altyapılarının sabotaj, siber saldırı ve diğer tehditlere karşı korunması, kriz senaryolarının hazırlanması ve hizmetlerin sürdürülebilirliğinin güvence altına alınması istenmektedir.
Bu yaklaşım, su altyapısının korunmasını yalnızca yerel bir hizmet sorunu olmaktan çıkararak ulusal savunma ve güvenlik planlamasının bir parçası haline getirmektedir.
Ancak ulusal dayanıklılık yalnızca savaş koşullarına hazırlık olarak anlaşılmamalıdır. İklim değişikliğinin neden olduğu kuraklıklar, taşkınlar, aşırı sıcaklıklar ve doğal afetler de aynı altyapı sistemlerini tehdit etmektedir.Dolayısıyla savaş ve iklim krizlerine karşı dayanıklılık politikalarının ortak bir planlama anlayışı içinde geliştirilmesi gerekmektedir.
Türkiye’nin su altyapısı bu yeni güvenlik yaklaşımına hazır mı?
Türkiye’de su güvenliği politikaları büyük ölçüde su kaynaklarının geliştirilmesi, arzın artırılması, kuraklık yönetimi ve altyapı yatırımları üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Buna karşılık, uzun süreli enerji kesintileri, siber saldırılar, sabotajlar ve eş zamanlı altyapı arızaları karşısında büyükşehirlerin içme suyu ve atıksu sistemlerinin ne ölçüde dayanıklı olduğunun daha kapsamlı biçimde değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer büyükşehirlerde su temin sistemleri, enerji ve dijital kontrol altyapısıyla yüksek düzeyde bütünleşmiştir.
Bu nedenle aşağıdaki soruların yanıtlanması önem taşımaktadır:
- Büyükşehirlerin içme suyu sistemleri uzun süreli elektrik kesintilerinde ne kadar süre çalışabilir?
- Su ve kanalizasyon idarelerinin kritik tesislerinde yeterli yedek enerji kapasitesi bulunmakta mıdır?
- SCADA ve otomasyon sistemleri siber saldırılara karşı ne ölçüde korunmaktadır?
- Büyükşehirlerde 24, 48 ve 72 saatlik su temini kesintileri için uygulanabilir acil durum planları mevcut mudur?
- Alternatif su kaynakları, acil su dağıtım noktaları ve öncelikli tüketici grupları belirlenmiş midir?
- Su, enerji, sağlık ve afet yönetimi kurumları arasında ortak kriz tatbikatları düzenlenmekte midir?
Bu soruların yanıtları yalnızca ilgili kurumların kendi değerlendirmelerine bırakılmamalı; ulusal ölçekte ortak kriterlere dayalı, düzenli olarak güncellenen bir dayanıklılık değerlendirme sistemi oluşturulmalıdır.
SPD Hidropolitik Akademi’nin politika önerileri
Su Politikaları Derneği Hidropolitik Akademi Merkezi değişen küresel güvenlik koşulları karşısında Türkiye’nin su güvenliği politikalarının yeni bir boyut kazanması gerektiğini değerlendirmektedir.
Bu çerçevede aşağıdaki adımlar önerilmektedir.
Birinci olarak, Ulusal Su Güvenliği ve Kritik Altyapı Dayanıklılığı Stratejisi hazırlanmalıdır.
Strateji; iklim değişikliği, doğal afetler, enerji kesintileri, siber saldırılar ve olası çatışma koşullarını birlikte değerlendiren bütünleşik bir yaklaşıma dayanmalıdır.
İkinci olarak, büyükşehir su ve kanalizasyon idareleri için Critical Infrastructure Resilience Assessment (Kritik Altyapı Dayanıklılık Değerlendirmesi) uygulanmalıdır.
Bu değerlendirme, kritik su tesislerinin yedek enerji kapasitesini, alternatif işletme senaryolarını, dijital güvenliğini, acil onarım olanaklarını ve hizmetin yeniden başlatılma sürelerini kapsamalıdır.
Üçüncü olarak, su ve enerji sektörleri arasında ortak bir kriz planı geliştirilmelidir.
İçme suyu temininde kritik öneme sahip tesislerin enerji arzı öncelikleri belirlenmeli; enerji kesintilerinin su sistemleri üzerindeki zincirleme etkileri ortak senaryolarla analiz edilmelidir.
Dördüncü olarak, Acil Durum Su Temini Planlaması büyükşehir su yönetiminin zorunlu bileşenlerinden biri haline getirilmelidir.
Büyükşehirlerin Su ve kanalizasyon idarelerinin Master Plan çalışmaları, yalnızca normal işletme koşullarına göre değil, olağanüstü durumlarda asgari su hizmetinin sürdürülebilmesini sağlayacak alternatif senaryoları da içermelidir.
Beşinci olarak, ulusal ve yerel düzeyde toplumsal hazırlık kapasitesi artırılmalıdır.
Vatandaşların belirli sürelerle kendi temel su ve gıda ihtiyaçlarını karşılayabilecek hazırlık yapmaları teşvik edilmeli; ancak bu yaklaşım kamu kurumlarının güvenli ve sürekli su hizmeti sağlama sorumluluğunun yerine geçirilmemelidir.
Sonuç ve Değerlendirme
Su güvenliği artık ulusal dayanıklılığın temel bileşenidir İngiltere’den gelen savaş hazırlığı açıklamaları, Avrupa’da güvenlik anlayışının yeni bir döneme girdiğini göstermektedir. Bu dönemde askeri kapasite kadar, toplumun temel yaşam sistemlerinin krizlere karşı korunması ve hizmetlerin sürdürülebilmesi de önem kazanmaktadır.
Su, enerji ve gıda sistemleri, bu yeni güvenlik anlayışının merkezinde yer almaktadır.
Türkiye’nin de su güvenliği politikalarını yalnızca su kaynaklarının miktarı, geliştirilmesi ve tahsisi üzerinden değil; kritik altyapıların korunması, hizmet sürekliliği ve toplumsal dayanıklılık üzerinden yeniden değerlendirmesi gerekmektedir.
Su güvenliği, yalnızca barış zamanında yeterli suya ulaşabilmek değil, kriz ve çatışma koşullarında da toplumun güvenli suya erişimini sürdürebilmektir.
Bu nedenle su altyapısının dayanıklılığı, Türkiye’nin ulusal güvenlik ve afet yönetimi politikalarında daha güçlü ve açık biçimde yer almalıdır.
Geleceğin güvenlik politikaları yalnızca sınırları değil, yaşamı sürdüren sistemleri de korumak zorundadır.




