Pontusçuluk Tarihsel Süreç ve Güncel Gelişmeler

Derleyen; “Ercan ÖZCAN”, Güvenlik Uzmanı

Pontusçuluk, Karadeniz bölgesindeki Pontus Rumları tarafından benimsenen bir milliyetçi hareket olarak ortaya çıkmıştır. Bu hareketin kökleri, Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanmakta olup özellikle 19. yüzyılda belirginleşmeye başlamıştır. Pontusçuluk, Pontus Rumları’nın kimlik arayışlarını, kültürel miraslarını koruma çabalarını ve siyasi hedeflerini içermektedir.

COĞRAFİ OLARAK NERESİDİR

Pontus latincede “Deniz” anlamına gelmektedir. Karadeniz’in güney kıyısında, günümüz Türkiye’sinin Doğu Karadeniz ve Orta Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Sinop ilini de içine alan bir bölgedir. Antik zamanlarda kurulup yaşamış olan Pontus Krallığı ya da Pontus İmparatorluğu Karadeniz’in güney kıyısında kurulan Helenistik Dönem devletlerinden biridir. Krallık önceleri Pontus Kapadokyası, sonra yalnız Pontus olarak adlandırılmıştır.

TARİHSEL SÜREÇ

ANTİK DÖNEMDE PONTUS

Pontus, M.Ö. 7. yüzyılda kurulan Pontus Krallığı ile bilinir. Bu krallık, zengin doğal kaynakları, ticari faaliyetleri ve kültürel birikimiyle dikkat çekmiştir. Pontus’un konumu, antik çağda önemli bir ticaret merkezi haline gelmesine olanak sağlamıştır. Bu dönemde, Yunan kültürü bölgeye hâkim olmuş, birçok şehir ve liman gelişmiştir.

MÖ 281

Yönetici hanedan açısından Pontus hanedanı, Mitridat adında bir Pers soylusundan gelmektedir. Büyük İskender sonrasındaki Helenistik dönemde, Güney Marmara ve Bergama bölgesinin yöneticisi olan Mitridat’ın ölümüyle aynı isimdeki oğlu I. Mithridatis Ktistes, MÖ 281 yılında babası gibi öldürülmemek için Kuzeydoğu Paflagonya’ya (günümüz Türkiye’sinin Orta Karadeniz Bölgesi) kaçmıştır.

Önceleri Paflagonya ve Kapadokya coğrafyasında, daha sonra Orta ve Doğu Karadeniz havzasında bağımsız kalmayı başarmıştır. Yerli halkların yanında, İskender’in fetihleri sonrasında göç eden Yunan, Makedon ve diğer halklar da bu hanedanın hükümdarlığında Pontus milletinin unsurlarını oluşturmuşlardır.

ROMA VE BİZANS DÖNEMLERİ

Pontus, M.S. 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun kontrolüne girmiştir.

İşgal sonrasında hristiyanlığın yayılması, bölgedeki nüfus yapısını değiştirirken, Roma’nın bölgedeki etkisi de oldukça belirgin hale gelmiştir. Daha sonra Bizans İmparatorluğu’nun egemenliği altına giren Pontus, bu dönemde de Hristiyan kimliğini korumayı başarmıştır.

OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ VE PONTUSÇULUK AKIMININ DOĞUŞU

Pontus Rumları , 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altına girmiştir. Bu dönem, Rum nüfusunun sosyal ve ekonomik açıdan yükseldiği, ancak aynı zamanda Osmanlı yönetiminden baskı hissettiği bir dönemdir.

19. yüzyılda, milliyetçi hareketlerin yükselişi, Pontus Rumlarını kendi kimliklerini sorgulamaya ve hak taleplerinde bulunmaya yöneltmiştir. Pontus Bölgesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altındayken, burada yaşayan Rumların kimliklerini koruma çabaları başlamıştır. 18. ve 19. yüzyıllarda, Yunan Bağımsızlık Savaşı’nın etkisiyle Rum milliyetçiliği güçlenmiş, bu durum Pontus Rumları arasında da benzer bir ulusal bilincin Pontusçuluğun uyanmasına yol açmıştır.

Pontusçuluk 19. yüzyılın sonlarına doğru, Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla birlikte iyice güçlenmiştir. Pontus Rumları, Avrupa’daki milliyetçilik akımlarından da etkilenmiş ve bağımsız bir Pontus Devleti kurma hayalini taşımaya başlamışlardır. Bu dönemde, Rumca yayın yapan dergiler ve gazeteler aracılığıyla, Pontus kültürü ve kimliği üzerine yazılar yayımlanmış Pontus Rumları, hem kültürel hem de siyasi anlamda bağımsızlık arayışları içerisinde olmuşlardır.

İTTİHAT VE TERAKKİ DÖNEMİ

20. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu’nda İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidara gelmesi, etnik gruplar arasında gerilimlere neden olmuştur. Pontus Rumları, bu dönemde Türk ulus-devlet anlayışına karşı çıkarak kendi kimliklerini koruma mücadelesine devam etmişlerdir. Bu süreçte, Pontus Rumlarına yönelik kamuoyunu bilgilendirme çalışmaları ve propaganda faaliyetleri yoğunlaşmıştır.

KURTULUŞ SAVAŞI VE SONRASI

Kurtuluş Savaşı sürecinde, Pontusçuluk; Anadolu’daki diğer etnik gruplarla birlikte millî bir bilinçle birleşmek zorunda kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte, Pontus Rumları’nın durumu daha da zorlaşmış ve pek çok Pontuslu başta Yunanistan olmak üzere Avrupa ve Amerika ya göç etmek zorunda kalmıştır.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE SONRASI

İkinci Dünya Savaşı ve sonrası dönemde, Pontus Rumları’nın durumu Yunanistan ile Türkiye arasındaki gerilimler nedeniyle daha da sıkıntılı bir hale gelmiştir Bu dönemde de bazı Pontus Rumları, Yunanistan’a göç etmeyi tercih etmiştir.

GÜNCEL GELİŞMELER

Siyasi Tanınma Arayışları Pontusçuluk hareketi, günümüzde Türkiye’de yaşayan Pontus Rumlarının siyasi haklarını savunmak ve bu topluluğun tanınmasını sağlamak amacıyla çalışmalar yapmaktadır. Türkiye’deki siyasi partiler ve uluslararası kuruluşlar nezdinde bu mesele gündemde tutularak, Pontus Rumları’nın hakları ve talepleri dile getirilmeye çalışılmaktadır.

Son yıllarda, Pontusçuluk hakkında yapılan çalışmalar ve tartışmalar yeniden canlanmıştır. Pontus Rumlarının hakları, kültürel kimlikleri ve anma günleri, uluslararası platformlarda daha fazla gündeme gelmektedir. Pontus Soykırımı’nın tanınması için yapılan başvurular, insan hakları örgütleri tarafından desteklenmektedir.

DİASPORA AKTİVİTELERİ

Pontus Rumları’nın diaspora üzerindeki etkisi de günümüzde önemli bir yer tutmaktadır. Yunanistan ve diğer ülkelerde yaşayan Pontus Rumları, topluluklarının kültürel değerlerini yaşatmakta ve Türkiye’deki Pontus Rumları ile dayanışma içinde faaliyetler yürütmektedir. Bu anlamda, Türkiye dışında Pontus kültürü ve tarihi üzerine araştırmalar ve etkinlikler düzenlenmektedir.

ULUSLARARASI DESTEK VE BİLİNÇLENDİRME

Pontusçuluk hareketi, uluslararası düzeyde tanınma ve destek bulma çabalarını sürdürmektedir. Bu bağlamda, çeşitli uluslararası organizasyonlar ve insan hakları kuruluşları ile iş birliği yaparak, Pontus Rumları’nın yaşadığı tarihsel injustices (adil olmayan eşitsiz durumlar) konusunda farkındalık yaratma çalışmaları yürütülmektedir.

AKADEMİK ÇALIŞMALAR VE YAYINLAR

Pontusçuluk üzerine akademik çalışmalar artmakta, üniversitelerde bu konuyla ilgili tezler ve araştırmalar yapılmaktadır.

Kaynak;
Ankara Üniversitesi, Türk inkılap Tarihi Enstitüsü, Atatürk Yolu Dergisi
Doç.Dr.Emrullah YALÇIN
Yıl: 2012
Cilt 13
Sayı 50
Sayfa 479-514

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız