CUMHURİYET, MİLLETİN KENDİ KADERİNİ YAZDIĞI GÜN

Cumhuriyet, milletin kendi kaderini eline aldığı, yöneticisini seçtiği, sözünü söylediği, hakkını aradığı bir yönetim biçimidir. Devletin sahibi millettir. Bu, yalnızca bir idare şekli değil; bir zihniyet, bir yaşam biçimi, bir ahlaktır. Cumhuriyet, halkın iradesinin üstünde hiçbir gücün tanınmadığı, eşit yurttaşlık temelinde yükselen bir sistemdir.

Cumhuriyet, halkın kendi kendini yönetmesidir. Bu, sadece sandıkta oy vermek değil; düşünmek, sorgulamak, üretmek, hesap sormak ve sorumluluk almaktır. Cumhuriyet, halkın devletle olan ilişkisinde pasif bir tebaa olmaktan çıkıp aktif bir yurttaş haline gelmesidir.

Devletle Vatandaş Arasında Yeni Bir Sözleşme

Cumhuriyet, devletle vatandaş arasında yapılan yeni bir sözleşmedir. Bu sözleşmede vatandaş artık kul değil, yurttaştır. Devlet artık bir zümrenin değil, milletin hizmetindedir. Bu sözleşme, eşitlik üzerine kuruludur. Her birey, doğuştan gelen haklara sahiptir. Bu haklar, kimseye lütuf olarak verilmez; doğrudan milletin kendisine aittir.

Cumhuriyet, devletin vatandaşına hesap verdiği, vatandaşın da devletine sahip çıktığı bir düzendir. Bu düzende korku değil güven, baskı değil özgürlük, suskunluk değil söz hâkimdir.

Genç İçin Umut, Yaşlı İçin Hatıra

Cumhuriyet, genç için bir umuttur. Geleceğe dair hayaller kurabilmenin, eşit şartlarda yarışabilmenin, sesini duyurabilmenin güvencesidir. Genç, Cumhuriyet sayesinde “Ben de varım” diyebilir. Fikriyle, emeğiyle, hayaliyle bu ülkenin geleceğine katkı sunabilir.

Yaşlı için Cumhuriyet, bir hatıradır. Zorluklarla kazanılmış bir değerin kıymetini bilen, onun uğruna mücadele etmiş bir kuşağın taşıdığı emanettir. Cumhuriyet, yaşlı için bir gurur vesilesidir; çünkü onun ömrü, bu rejimin nasıl kurulduğuna, nasıl korunduğuna tanıklık etmiştir.

Türkler İçin Cumhuriyetin Tarihsel Anlamı

Türk milleti, tarih boyunca devlet kurmuş, yönetmiş, savaşmış, barış yapmış bir millettir. Ancak Cumhuriyet, bu tarihsel birikimin en rafine halidir. Osmanlı’nın son döneminde halkın yönetime katılımı sınırlıydı. Saray, padişah, bürokrasi arasında sıkışmış bir sistem vardı. Halk, çoğu zaman sadece seyirciydi.

Cumhuriyet, bu seyirciliği sona erdirdi. Türk milleti, sahneye çıktı. Kendi oyununu yazdı, oynadı, yönetti. Bu, tarihsel bir kırılma noktasıdır. Cumhuriyet, Türklerin devletle olan ilişkisini kökten değiştirmiştir. Artık devlet, milletin hizmetkârıdır; millet, devletin sahibi.

Cumhuriyet Fikrine Giden Yol

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, Cumhuriyet fikrine bir anda ulaşmadılar. Bu fikir, yılların birikimiyle, savaşların, yenilgilerin, umutların ve hayal kırıklıklarının içinden süzülerek geldi. Trablusgarp’ta, Balkanlar’da, Çanakkale’de, Sakarya’da, Anadolu’nun köylerinde, cephe gerisinde, meclis kürsüsünde bu fikir olgunlaştı.

Atatürk, 1 Kasım 1934’te Türkiye Büyük Millet Meclisi açılış konuşması yaparken.

Atatürk, halkın iradesine olan inancını daha genç bir subayken dile getiriyordu. “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” sözü, bu inancın en açık ifadesidir. Cumhuriyet, bu inancın kurumsallaşmış halidir. Halkın azmi ve kararı, bir rejime dönüşmüştür.

Fırsat Eşitliği: Cumhuriyetin Temel Taşı

Cumhuriyet, fırsat eşitliğidir. Her bireyin, doğuştan gelen haklarla donatıldığı, kimsenin soyuna, cinsiyetine, mezhebine, servetine göre ayrılmadığı bir düzendir. Cumhuriyet sayesinde köyde doğan bir çocuk, büyük şehirde doktor, mühendis, hâkim, savcı, general, bakan, cumhurbaşkanı olabilir. Cumhuriyet sayesinde bir kadın da bunların hepsini olabilir. Cumhuriyet sayesinde bir işçi, sendika kurabilir.

Bu eşitlik, sadece hukuki değil; aynı zamanda toplumsal bir eşitliktir. Cumhuriyet, bireyin potansiyelini gerçekleştirebilmesi için gerekli zemini sağlar. Eğitim, sağlık, adalet gibi temel hizmetlere erişim, bu eşitliğin somut göstergesidir.

Adaletin Teminatı: Cumhuriyet

Cumhuriyet, adaletin teminatıdır. Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı, hak arama yollarının açık olması Cumhuriyetin olmazsa olmazlarıdır. Cumhuriyet, kimsenin suçsuz yere cezalandırılmadığı, kimsenin ayrıcalıklı muamele görmediği bir düzendir.

Adalet, Cumhuriyetin vicdanıdır. Bu vicdan, sadece mahkeme salonlarında değil; sokakta, okulda, hastanede, iş yerinde de kendini gösterir. Cumhuriyet, adaleti sadece yazılı metinlerde değil; günlük yaşamda da var kılmak zorundadır.

Cumhuriyet: Bir Milletin Onuru

Cumhuriyet, bir milletin onurudur. Kendi kaderini tayin edebilme hakkı, başka hiçbir güç tarafından elinden alınamaz. Bu onur, savaş meydanlarında kazanılmış, meclis kürsüsünde ilan edilmiş, okul sıralarında öğretilmiş, evlerde yaşatılmıştır.

Cumhuriyet, sadece bir rejim değil; bir ruhtur. Bu ruh, bağımsızlık ruhudur. Bu ruh, eşitlik ruhudur. Bu ruh, özgürlük ruhudur. Bu ruh, Türk milletinin ruhudur.

Son Söz

29 Ekim 2025 cumhuriyetimizin 102’nci yılı. Bugünü kutlamak, sadece geçmişi anmak değil; geleceğe dair bir söz vermektir. Bu söz, Cumhuriyeti yaşatmak, geliştirmek, korumak sözüdür. Bu söz, gençlere, çocuklara, torunlara verilmiş bir sözdür.

Cumhuriyet, kolay kazanılmadı. Bedeli ağır oldu. Ama değdi. Çünkü Cumhuriyet sayesinde bugün özgürce konuşabiliyoruz. Düşünebiliyoruz. Seçebiliyoruz. Eleştirebiliyoruz. Hayal kurabiliyoruz.

Cumhuriyet bizimdir, hepimizin. Onu yaşatmak da hepimizin görevidir.

Dr. Sinan ERTÜRK

Etiketlendi:

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız