KARABAĞ ZAFERİNİN YILDÖNÜMÜ VE BARIŞ ANTLAŞMASI

E.Tuğgeneral Ender GÜNER

Karabağ Zaferi

Vatan Muharebesi olarak tarihe geçen II. Karabağ Savaşı Azerbaycan’ın zaferi ile sonuçlandı. 8 Kasım günü 6. yıldönümünü kutlayacağımız Karabağ Zaferi Türk dünyasına verilen bir müjde idi. Yüzyılın savaşı denilebilecek Vatan Muharebesi hem konvansiyonel hem de hibrit savaş özelliklerini taşıyordu. Savaş, 10 Kasım 2020 gece yarısı yürürlüğe giren Üçlü Bildiri (Ateşkes Anlaşması) ile sonlandırıldı. Ancak, o günden bu yana Barış Anlaşması imzalanmadı. Azerbaycan’ın haklı olduğu bir savaşta muzaffer olarak istediği şartlarda bir anlaşma henüz Ermenistan tarafından kabullenilmedi. Ermenistan, son 6 yıldır izlediği çok yönlü politika ile Azerbaycan karşısında elini güçlendirmek istedi. Son olarak “TRIPP” kısaltması ile “Trump Route for International Peace and Prosperity (Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası)” veya “Trump Koridoru” olarak bilinen girişim ile Ermenistan Yönetimi ABD’nin bölgeye yerleşmesi için imkan yarattı.

Geçen altı yıl içerisinde bir türlü imzalanamayan barış antlaşması, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki en önemli gündem maddesi oldu. Barış anlaşması ve Karabağ Zaferi ile ilgili gündeme değinmeden önce bölgenin tarihçesini hatırlamakta fayda var:

Tarihçe

Mart 1917’de Rus çarlık rejimi yıkılmış (Şubat 1917 devrimi, ilk devrim), kurulan Geçici Hükümet Kuzey Kafkasya’daki Çarlık yönetimini lağv etmişti. Doğu Anadolu ve Güney Kafkasya’daki Rus birlikleri geri çekilmeye başlamıştı.

Ekim 1917 Bolşevik devriminin (ikinci devrim) hemen sonrasında ise ortaya çıkan otorite boşluğu Ermeni çeteleri tarafından doldurulmaktaydı. Ruslar terk ederken Doğu Anadolu’nun kontrolünü Ermenilere bırakmıştı. Zengezur ise Ermeni çeteleri tarafından işgal edilmişti.

Şubat 1918’de Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan milletvekilleri bir araya gelerek Transkafkasya Meclisi’ni (SEYM) kurmuştu.

Mart-Nisan 1918’de Osmanlı Devleti ile SEYM arasında Trabzon Barış Konferansı düzenlenmişti. Osmanlı Devleti’ni Rauf Bey (Orbay) temsil ederken, Ermeni tarafında sonradan başbakanlık yapacak Taşnak Partisi üyesi Hatisyan yer almaktaydı. Çok taraflı ve ortak görüşmeler yapılmış, taraflar birbirlerinin istekleri anlamış ancak uzlaşmaya varılamamıştı.

11 Mayıs 1918’de Batum Konferansı başlatılmış ve somut bir sonuç alınamamıştı. Bunun üzerine Enver Paşa’nın bir ultimatomu ile SEYM dağılmış ve Güney Kafkasya ülkeleri (Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan) birbiri arkasından bağımsızlıklarını ilan etmişti.

28 Mayıs 1918’de ilk Ermenistan Cumhuriyeti ilan edilmişti.

4 Haziran 1918’de Ermenistan’ın imzaladığı ilk antlaşma olan Osmanlı – Ermeni “Barış ve Dostluk Antlaşması” ile Kars, Ardahan ve Batum dahil Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları ile kaybedilen topraklar geri alınmış, Osmanlı-Ermenistan sınırı tanınmıştı.

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Taşnak Ermeni Yönetimi birkaç ay önce imzaladığı barış antlaşmasını unutuvermiş, hayal dünyasına dalmıştı. Haksız şekilde işgal ettiği Azerbaycan topraklarının yanısıra “Türkiye Ermenistan’ı” adını verdikleri bölgeye ilişkin taleplerini artırmıştı.

10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr’e, Doğu Anadolu ve Zengezur’u işgal altında bulunduran Ermenistan’ı yöneten Taşnaklar altı vilayet=vilayet-i sitte’yi (“Wilson Ermenistanı” veya “Türkiye Ermenistanı”) antlaşma metnine yazdırmayı Batı’nın yardımıyla sağlamıştı.

1 Aralık 1920’de Ermeni tarafı Zengezur’u kanunsuz şekilde ilhak etmiş, Sovyet dönemi boyunca işgal altında bulundurmuştu.

1988 yılında başlayan I. Karabağ Savaşı 1991 yılında Sovyetler Birliği  dağılması sürecinde de devam etmiş, Rusların desteğini alan Ermeniler Karabağ bölgesini ve Azerbaycan’ın 7 rayonunu işgal etmiştir.

Vatan Muharebesi

27 Eylül 2020’de Kardeş Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarından Ermeni taciz ve saldırıları son bulmuştur. 27 Eylül 2020 günü yinelenen Ermeni taciz ve saldırıları nihayet Azerbaycan Ordusunun harekete geçmesine neden olmuş, önce Ermeni saldırıları durdurulmuş, sonrasında temas hattındaki Ermeniler püskürtülmüştür. Temas hattında yarma gediği açan Kahraman Azerbaycan Ordusu, işgal altındaki toprakları geri almak için ilerlemeye başlamıştır. Bu ilerleyiş, Ermeni tarafının hazırlıklı savunmasına karşın 44 günde Ermenilerin kesin yenilgisi, Azerbaycan Ordusunun mutlak zaferi ile son bulmuştur. 10 Kasım 2020 tarihli üçlü bildiri ile geceyarısından itibaren ateşkes ilan edilmiş, 44 gün devam eden Vatan Muharebesi sona ermiştir.

Günlük yaşantımızda 44 gün kısa bir zaman dilimi gibi gelse de zor zamanlarda saniyelerin bile geçmediği anları her insan yaşamıştır. Bu nedenle, 44 günlük bir süre savaşanlar için o kadar kısa değildir. Hiç uyumadan ölümle başbaşa geçen; yoğun gerginlik, sinir, stres, yorgunluk altında insan üstü gayret gerektiren 44 gün 2640 saate, 158.400 dakikaya ve 9.504.000 saniyeye eşittir. Günlük yaşantımızda nazar-ı dikkate bile alınmayan 1 saniye, insan hayatının en kritik anlarında paha biçilmez bir değere sahiptir. İşgal altındaki vatan topraklarını kurtarmaya azmetmiş bir asker için tam dokuz buçuk milyon değerli saniye. Ateş altında, rüzgarda, soğukta, yağmurda, gece karanlığında, sis içerisinde ve ormanda, dağda, bir kayanın yanında, taşın üstünde, en çetin arazi ve hava koşullarında, daha da kötüsü bir bilinmezliğin içinde, ölümle yaşam arasında…

Bu zafer işgal altındaki toprakların kurtarıldığı Vatan Muharebesi’dir. Azerbaycan Ordusu’nun uluslararası hukuka uygun bir şekilde haklı zaferidir. Kahraman Azerbaycan Ordusu’nun; 30 yılı aşkın süredir tahkim edilmiş, mayınlanmış, kamera ve elektronik gözetleme sistemleri ile kontrol altına alınmış temas hattını yıldırım gibi geçerek işgali sonlandırdığı zaferdir. Azerbaycan Ordusunun üstün niteliklerle donatıldığı, vatanperverlik ateşiyle yandığı, yiğitliğin ve cesaretin en üst safhaya vardığı bir zaferdir. Türk Dünyasına bir müjdedir.

Bu zaferi anlatmaya kelimeler yetersiz kalır. Hakkın savaşı ve haklı bir savaştır bu…

Karabağ diye bir sorun kalmamıştır. Birleşmiş Milletler Teşkilatının 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararları, Minsk Grubu (ABD, RF ve Fransa Üçlü Başkanlığı) çözümsüzlüğü tarih olmuştur.

Kayna; Harita Gn.Md

Barış Anlaşmasına Uzanan Yol

Kasım 2021’de Soçi’de taraflar arasında yapılan görüşmede, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sınırın belirlenmesi için komisyon kurulması kararlaştırılmıştı. Ermenistan öyle bir oyalama yapmıştır ki, sınır belirleme komisyonu tüzüğünü ancak üç yıl sonra, 5 Eylül 2024’te onaylamış, Eylül 2024 ayının son haftasında Anayasa Mahkemesi uygun bulmuştur.

Ermeni tarafı, AB ülkeleri nezdinde ve ABD’de lobi faaliyetlerini artırmış, haksız olduğunu bildikleri halde diğer ülke siyasileri Ermenistan’ın elini güçlendirmek için Azerbaycan aleyhine girişimlere başlamıştır.

3 Mart 2024’te AB’nin Ermenistan misyonunun statüsüne ilişkin anlaşmayı onaylamıştır. Anlaşmaya göre; “Misyonun görevi sadece Ermenistan’ın doğu (Azerbaycan) hudutlarının istikrarının sağlanmasını kapsamamakta, aynı zamanda AB-Ermenistan siyasi ilişkilerinin hızlı yakınlaşma süreçlerini de düzenlemektedir.“

Anlaşılacağı üzere geçmişteki Ermenistan yönetimleri büyük devletlerin desteğini aldığında saldırgan ve yayılmacı tutum izlemiş, bölge istikrarını olumsuz etkilemiştir. Zengezur’un işgal ve ilhakı, Karabağ ve 7 rayonun işgali, Hocalı Soykırımı bunların en somut örnekleridir. Destek alamadığı durumlarda ise oyalama taktiği uygulamış, zamana oynamıştır. Şu sıralar, ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere tüm ülkelerin kapısını çalmakta, 1. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında yaptığı gibi algı oyunları ile avantaj elde etmeye çalışmaktadır. Halbuki, BM nezdinde bile haksız ve işgalci olduğu tescillenen, savaşın sonucunda mutlak mağlup olan, Azerbaycan’ın hakkını teslim etmesi gereken taraf Ermenistan tarafıdır. Anlaşma masasına oturmaya gönlü olmayan, Diasporası’nın etkili olduğu ülkelerde sanki 30 yıllık işgalin haklı,  savaşın galibi kendisiymişçesine kamuoyu yaratmaya çalışan ve böylece hiç hesap vermeden yaptığı kötülüklerden sıyrılmaya çalışan taraftır, Ermenistan.

Mevcut Ermenistan Yönetimi yaptığı ikili görüşme ve anlaşmalarla; ABD, Fransa, Hindistan, İran başta olmak üzere birçok ülkenin Ermenistan politikasına yakınlık göstermesini sağlamıştır. Böylece zaman kazanmış ve barış antlaşmasının getireceği yükümlülüklerden kaçınmıştır. Bu yükümlülükler nelerdir?

  1. Azerbaycan ile olan sınırları tanımalı,
  2. Toprak talebi ile ilgili hususları mevzuatından çıkarmalı (anayasa, eğitim, hukuk mevzuatı),
  3. Azerbaycan mültecilerinin maddi ve manevi kayıplarını tazmin etmeli,
  4. Savaş tazminatı ödemeli (sivil yerleşim yerlerine yaptığı füze saldırılarında hayatını kaybeden ve yaralanan vatandaşlar dahil),
  5. İşgal süresince (~30 yıl) Karabağ’dan elde edilebilecek ekonomik geliri ödemeli,
  6. Bölgedeki ulaşım yollarının açılmasını sağlamalı,
  7. Diaspora’nın Erivan üzerindeki etkisini ortadan kaldırmalı,
  8. Azerbaycan tarafından resmi olarak özür dilemeli ve bundan sonra iyi komşuluk ilişkisi içinde olacağını garanti edecek bir uluslararası anlaşma imzalamalıdır.

Elbetteki, Azerbaycan’ın haklarını teslim eden bir barış antlaşmasını Ermenistan’ın kısa zamanda onaylaması sürpriz bir gelişme olacaktır. İşin aslı, Barış Antlaşmasını imzaladığı takdirde Ermenistan kendi üzerindeki yükünü hafifletecek, yükümlülüklerini azaltacaktır. Diaspora ve Batı’daki bazı mihrakların baskısından kurtulacak ve daha istikrarlı hale gelecektir. Zengezur koridoru ile bölge ülkeleri arasında karayolu ve demiryolu ulaşımı daha hızlı ve erişilebilir hale gelecek, bölge geçiş koridoru (ticaret yolu) olma özelliği kazanacak, sosyal ve ekonomik hayat canlanacaktır. Aksi takdirde, Ermenistan bazı güçlerin oyuncağı olmakla bölgedeki istikrarsızlığın kaynağı olmaya devam edecek ve Ermenistan halkı da bundan olumsuz etkilecektir.

Türkiye ve Azerbaycan olarak önümüze, geleceğe bakmalıyız. Vatan Muharebesi olarak da anılan 2. Karabağ Savaşı sonucunda elde edilen bu zafer Türk Dünyasının zaferidir. Türk dünyasının sosyal, kültürel, askeri, ekonomik ve bilgi alt yapılarını geliştirmesi ve hatta birleştirmesi için büyük bir fırsattır. Türk dünyasında sağlanacak birlik, beraberlik ve kardeşlik bölge ülkelerine de istikrar sağlayacaktır.

Altıncı yıldönümünü kutladığımız Karabağ Zaferi kutlu, Türk Orduları daima muzaffer olsun. Bu yolda hayatını feda eden tüm şehitlerimizin mekanı cennet olsun, Allah onlara rahmet, Gazilerimize uzun ve sağlıklı ömür versin.

 

 

Yayınlanan tüm makale ve yorumların yasal sorumluluğu yazarlarına aittir. Başkent Ankara Strateji Enstitüsü, bu içeriklerden dolayı herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
Etiketlendi:

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız