MODERN SİVİL SAVUNMA: Geniş Afet Tanımıyla Yeni Yaklaşımlar

Sunuş

Modern sivil savunma, yalnızca doğal afetlere değil; teknolojik, biyolojik, kimyasal, siber ve sosyal tehditlere karşı da toplumun direncini artırmayı hedeflemelidir. Bu makalede, geniş afet tanımıyla uyumlu yeni yaklaşımları tartışarak, politika yapıcılar, akademi ve kamuoyu için bir çerçeve sunulmaya çalışılmıştır.

Türkiye’nin stratejik konumu ve karşı karşıya olduğu çok boyutlu riskler, sivil savunmanın yeniden tanımlanmasını zorunlu kılmaktadır. Enstitü olarak, bu konuya da  bilimsel temelde eğilmek ve karar alıcıların dikkatine sunmanın önemli olduğunu değerlendirmekteyiz.

Bu çalışma, Türkiye’de sivil savunma anlayışının dönüşümünü geniş afet tanımı ekseninde ele alarak, modern tehditlere karşı daha kapsayıcı ve bütüncül bir yaklaşım önerir. Doğal afetlerin ötesine geçen riskler — teknolojik, biyolojik, kimyasal, siber ve sosyal tehditler — sivil savunmanın kapsamını yeniden tanımlamayı zorunlu kılmaktadır. Makale, mevcut kurumsal yapının değerlendirmesini yaparak, stratejik entegrasyon ve yerel kapasite geliştirme önerileri sunar.

Türkiye’de Sivil Savunma Teşkilatının Dünü, Bugünü ve Aksayan Yönleri

Tarihsel Gelişim

  • 1928: “Cephe Gerisinin Havaya Karşı Müdafaa ve Muhafazası Talimnamesi” ile ilk düzenlemeler yapıldı.
  • 1938: 3502 sayılı Pasif Korunma Kanunu yürürlüğe girdi; illerde seferberlik müdürlükleri kuruldu.
  • 1958: 7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu ile Sivil Savunma Genel Müdürlüğü kuruldu.
  • 2009: 5902 sayılı kanunla Sivil Savunma Genel Müdürlüğü kapatıldı; görevleri Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD)’a devredildi.

Mevcut Durum

  • Sivil savunma hizmetleri artık AFAD çatısı altında yürütülüyor.
  • Görevler arasında:
    • Afetlere hazırlık ve müdahale planlaması
    • Halkın korunması ve eğitilmesi
    • Kamu kurumları ve kritik altyapıların güvenliği
    • Ulusal ve uluslararası koordinasyon

Aksayan Yönler

  • Kurumsal belirsizlik: Sivil savunma kavramı AFAD içinde eridi; ayrı bir kimlik ve görünürlük kayboldu.
  • Toplumsal farkındalık eksikliği: Halkın sivil savunma bilinci düşük, eğitimler sınırlı.
  • Yerel kapasite sorunları: Belediyeler ve yerel yönetimlerde sivil savunma birimleri zayıf.
  • Afet odaklı dar yaklaşım: Modern sivil savunma sadece doğal afet değil, siber saldırı, kimyasal/biolojik tehdit gibi yeni riskleri de kapsamalı.
  • Koordinasyon zorlukları: AFAD, belediyeler, Kızılay ve diğer kurumlar arasında işbirliği zaman zaman yetersiz.

 

Sivil savunma, tarihsel olarak savaş ve doğal afetlere karşı halkın korunması amacıyla şekillenmiştir. Ancak 21. yüzyılda karşılaşılan tehditler çok daha çeşitli ve karmaşıktır. Bu bağlamda, Türkiye’de sivil savunma politikalarının güncellenmesi ve geniş afet tanımıyla uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.

Geniş afet tanımı, yalnızca fiziksel yıkımı değil, toplumsal düzeni ve kamu hizmetlerini tehdit eden olayları da kapsar. Bu çerçevede afet türleri şunlardır:

  • Doğal afetler: Deprem, sel, yangın, fırtına, kuraklık
  • Teknolojik afetler: Endüstriyel kazalar, nükleer sızıntılar
  • Biyolojik afetler: Pandemiler, biyolojik saldırılar
  • Kimyasal afetler: Zehirli gaz yayılımı, kimyasal patlamalar
  • Siber afetler: Kritik altyapılara yönelik dijital saldırılar
  • Sosyal afetler: Göç dalgaları, toplumsal huzursuzluk, terör olayları

Bu tanım, sivil savunmanın yalnızca fiziksel koruma değil, aynı zamanda toplumsal direnç ve kurumsal hazırlık süreçlerini de kapsaması gerektiğini ortaya koyar.

 

AFAD çatısı altında yürütülen sivil savunma hizmetleri, büyük ölçüde doğal afet odaklıdır. Ancak:

  • Kurumsal kimlik belirsizliği
  • Toplumsal farkındalık eksikliği
  • Yerel yönetimlerde kapasite yetersizliği
  • Koordinasyon zorlukları
    gibi sorunlar, modern tehditlere karşı hazırlık düzeyini sınırlamaktadır.

Yeni yaklaşımlar doğrultusunda sivil savunma şu alanları kapsamalıdır:

  • Afet risk yönetimi
  • Kritik altyapı koruması
  • Siber güvenlik entegrasyonu
  • Toplum temelli hazırlık
  • Kurumsal koordinasyon
  • İletişim ve bilgilendirme
  • Psikososyal destek
  • İklim uyumu ve sürdürülebilirlik

Bu alanlar, disiplinler arası işbirliği ve çok aktörlü yönetişim gerektirir,

Türkiye’de modern sivil savunmanın inşası için şu adımlar önerilmektedir:

  • Geniş afet tanımının mevzuata entegre edilmesi
  • Yerel yönetimlerin kapasitesinin artırılması
  • Toplum temelli hazırlık programlarının yaygınlaştırılması
  • Akademik bilgi ve teknik uzmanlığın kurumsal yapıya entegre edilmesi
  • Siber ve teknolojik tehditlere karşı özel stratejilerin geliştirilmesi

Bu öneriler, Türkiye’nin afetlere karşı daha dirençli, koordineli ve kapsayıcı bir sivil savunma sistemine geçişini destekleyecektir.

Kaynakça

  • Fayganoğlu, P., Yılmaz, B., & Pasinlioğlu, M. S. (2024). Türkiye’de savunma alanında yapılmış akademik çalışmaların bibliyometrik analizi. Savunma ve Savaş Araştırmaları Dergisi.
  • Dewar, J., Builder, C. H., Hix, W. M., & Levin, M. H. (1993). Assumptions based planning: A planning tool for very uncertain times. RAND.
  • Collier, S., & Lakoff, A. (2008). The history of civil defence and resilience. In History of Civil Defence.
  • Calvi Parisetti, P. (2012). The use of civil and military defense assets in emergency situations. In International Disaster Response Law. Springer.
  • Gompert, D. C. (2003). Preparing military forces for integrated operations in the face of uncertainty. RAND Issue Paper.
  • “Civil Defense: From the Cold War to Contemporary Threats.” (2006). Homeland Security Affairs.
Yayınlanan tüm makale ve yorumların yasal sorumluluğu yazarlarına aittir. Başkent Ankara Strateji Enstitüsü, bu içeriklerden dolayı herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
Etiketlendi:

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız